Pembaca tercinta, kami akan menggunakan izin cookie yang sesuai untuk memastikan situs web kami beroperasi dengan normal agar dapat memberi konten khusus yang lebih cocok untuk Anda dan juga memastikan Anda mendapatkan pengalaman membaca terbaik. Jika ada yang sesuai, Anda dapat mengubah izin Anda pada entri pengaturan Cookie di bawah ini.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Tambahkan Innovel ke halaman utama untuk menikmati novel terbaik.
Pembaca tercinta, kami akan menggunakan izin cookie yang sesuai untuk memastikan situs web kami beroperasi dengan normal agar dapat memberi konten khusus yang lebih cocok untuk Anda dan juga memastikan Anda mendapatkan pengalaman membaca terbaik. Jika ada yang sesuai, Anda dapat mengubah izin Anda pada entri pengaturan Cookie di bawah ini.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Pengaturan cookies anda
Pengaturan cookies ketatSelalu aktif
ASLANIN İNİ
UMUR UNTUK MEMBACA 18+
Lâl Kara
Romance
ABSTRAK
“Özür dilerim.”dedim kafamı önüme eğerken. Gözleri şaşkınca açıldı.
“Ne? Ne için özür diliyorsun? Kabusların…” Kafamı iki yana sallarken hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
“Benden tiksiniyorsun değil mi?”dedim omuzlarım sarsılarak ağlarken. “Özür dilerim, ben bunu düşünemedim. Daha önce düşünseydim sana hiç yaklaşmazdım.” Arslan ağlamam ve söylediklerimle dehşete düşmüştü,
“Ne diyorsun kızım?” Gözyaşlarımla sırılsıklam olmuş yüzümü ona çevirdim ve iç çeke çeke ağlarken konuştum.
“Kirliyim ben değil mi?Çok kirliyim.”dedim acı içinde. Sözlerimle somut bir darbe yemiş gibi irkilen adama daha fazla bakamayıp ellerimi yüzüme kapadım ve içim parçalanırcasına ağlamaya devam ettim. “Kendimi koruyamadım, ona karşı koyamadım. Haklısın sen de, ben olsam ben de istemem beni.”
“Eftelya…”
“Özür dilerim, daha önce düşünebilseydim hiç yaklaşmazdım sana. Çok haklısın sen, ben düşünemedim özür dilerim.” Yüzümdeki ellerimi öfkeyle indirdi.
“Devam etme daha fazla.”
“İstememiş olsam da sonuç değişmedi. Ne yaparsam yapayım ona engel olamadım. Çirkinim, kirliyim, her yerimde onun izleri var.”
“Sus diyorum sana.”dedi tekrar, sesi bu sefer çok öfkeliydi ama ben kendi kafamdakilerden başka bir şey duymadığım için kafamı iki yana sallayarak ağlamaya devam ettim.
“Aptal kafam, aptal kafam! Düşünemedim, aklıma gelmedi. O yüzden karın olmamı istemiyorsun ve çok haklısın, çok özür dile…” Sözlerim büyük bir şiddetle dudaklarıma kapanan adamla bıçak gibi kesildi. Arslan öyle bir hırsla beni öpmeye başlamıştı ki gözlerim şaşkınca irileşti, sırtım yatağa çarpmışken onu itmek için havalanan bileklerimi havada yakaladı, başımın üzerinde birleştirdi ve kafasını yana eğip öpüşünün şiddetini arttırdı. Beni öfkeyle, hırsla, delirmiş gibi öpüyordu ve benim o öpücüğe kayıtsız kalmam mümkün değildi. Gözlerim titrekçe yumulurken dudaklarımdaki tuzlu göz yaşlarının yerini onun kendi tadı aldı. Nihayet nefes almam için geri çekildiğinde nabzım delirmiş gibi hızlanmış, başım hissettiklerimle dönmeye başlamıştı,
“Sen… Ne…”dedim şaşkınca ama bedeni tamamen bedenim üzerindeyken düşünecek en ufak bir parçam bile kalmamıştı. Dizlerimden aşağısı yerdeydi, yatağa dik bir şekilde devrilmiştim, Arslan bir bacağını yatağa yaslamışken bir eliyle destek alıyor, diğer eliyle bileklerimi başımın üzerinde tutuyordu.
“Sana sus demiyor muyum ben?”dedi o öfkesinden kalınlaşmış sesiyle ve tekrar tüm hırsıyla öptü beni. “Sen benim karımsın.”diye hırlarken onu daha önce hiç bu kadar öfkeli görmemiştim. “Duydun mu?”dedi delirmiş bir şekilde. “O pezevengin hiçbir izi yok üzerinde, sen benim karım, benim kadınımsın. Sen Eftelya Demirtunçsun. Eğer bir daha ağzından böyle bir şey çıkarsa canını yakarım Eftelya.” O kadar öfkeli gözüküyordu ki bir süre ağzımı açmaya cesaret edemedim,
“Ama… Sen…”dedim sonunda güçlükle ama sözümü kesti. “Seni istemediğimi mi sanıyorsun?”dedi hırıltılı bir sesle. Yüzünde kesinlikle aklını kaybetmiş bir adamın vahşeti vardı. Eli belime, oradan kalçama kaydı, bir dizi bacaklarımın arasına girip bacaklarımı ayırdı ve hiç beklemediğim bir temasla demir gibi sertliğini bacaklarımın arasına bastırdı. Gözlerim kocaman açılırken nefesim boğazıma takıldı. “Bak bakalım istemiyor muyum seni?" dedi o aynı hırıltılı sesiyle. Bacaklarımın arasında bir nabız gibi atan sertliğini bana daha sert bastırdı, aynı anda parmakları kalçamı daha sert kavramıştı. “Geberiyorum senin için. Seni altıma alıp aklındaki her şey silinene kadar becermekten daha çok istediğim hiçbir şey yok.”
*************
Eftelya ve Arslan'ın hikayesi