Pembaca tercinta, kami akan menggunakan izin cookie yang sesuai untuk memastikan situs web kami beroperasi dengan normal agar dapat memberi konten khusus yang lebih cocok untuk Anda dan juga memastikan Anda mendapatkan pengalaman membaca terbaik. Jika ada yang sesuai, Anda dapat mengubah izin Anda pada entri pengaturan Cookie di bawah ini.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Tambahkan Innovel ke halaman utama untuk menikmati novel terbaik.
Pembaca tercinta, kami akan menggunakan izin cookie yang sesuai untuk memastikan situs web kami beroperasi dengan normal agar dapat memberi konten khusus yang lebih cocok untuk Anda dan juga memastikan Anda mendapatkan pengalaman membaca terbaik. Jika ada yang sesuai, Anda dapat mengubah izin Anda pada entri pengaturan Cookie di bawah ini.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Pengaturan cookies anda
Pengaturan cookies ketatSelalu aktif
Haram Geceler +25
UMUR UNTUK MEMBACA 18+
KLEOPATRA
Romance
ABSTRAK
Nefes nefese evden kaçarken, sırılsıklam olmuştum. Gökyüzü bile halime acır gibi şimşek çakıyor, bulutlar da tüm yükünü boşaltmak ister gibi şiddetle yağıyordu. Delicesine yalın ayak koşarken, aklım geride kalan annemdeydi. Ağlayışım şiddetlenirken yerdeki bir şey ayağımı kesti ama ben yine de durmadım. Acıyla bağırmak yerine sessiz olmaya çalışıp koşmaya devam ettim.
Babam kendi canına kıyıp kurtulmuştu ama bulaştığı pisliği de bize miras olarak bırakmıştı. Gözyaşlarım yağan yağmurla ıslanan yüzüme yapışırken, köşeyi dönmemle birine çarptım.
Sert bedeni burnumu acıtırken geriye doğru yalpaladım. Can havliyle arkama bakıp kontrol ettiğimde, kaçtığım adamlar sokağın başında göründü. Çarptığım adamın kollarını tutup korkuyla; "Yardım et nolur. Kaçır beni burdan lütfen. Yalvarırım sana. Öldürecekler beni!" dedim hızla.
Sözlerimle bir bana bir de arkamdan koşup gelen adamlara baktı. Başıyla arkasındaki kırmızı arabasını işaret edip; "Atla çabuk!" dedi.
Kalbim deli gibi çarparken arabanın diğer tarafına geçip kapısını açtım hemen. Ben içine atlayıp bindiğimde adam gaza öyle bir bastı ki, sırtım koltuğa yapıştı resmen. Kemeri çekip yerine takarken hem ıslanıp üşüdüğüm için hem de korkumdan tir tir titriyordum. Adını dahi bilmediğim bu adam, hayatımı kurtarmıştı resmen. Ama bundan sonra ne yapacaktım? İşte asıl mesele oydu. Nereye gidecektim ben şimdi?
Annemin sözleri geldi aklıma. Polise git demişti. Kadın sığınma evlerinde yaşa demişti. Beni koruyabilecek bir kurum varsa, o da elbet polis merkeziydi.
Dişlerim birbirine vurmasın diye kendimi sıkıp; "Teşekkür ederim." dedim. Daha fazla yük olmamak adına; "Ben artık ineyim. Peşimdeki adamlar da görünmüyor artık. Her şey için bir kez daha teşekkürler..." dedim zar zor. Az daha dişlerim birbirine çarpacaktı.
Adam başını iki yana sallayıp; "Arkamızdaki araçtalar hala. Atlatmaya çalışıyorum ama olmuyor. Kim bunlar? Neden seni öldürmek istiyorlar?" dedi kalın sesiyle. Kalbim yeniden hızlanırken başımı çevirip arkadaki arabaları görmeye çalışıyordum.
Yüreğim ağzıma gelirken göz yaşlarımı tutamadım yine. "Öldürmekten beter edecekler beni!" derken artık adamla konuşmuyor, yalnızca korkularımla yüzleşiyordum.
Arabanın bir tümsekten geçtiğini hissettiğim an yavaşladığımızı da fark ettim. Göz yaşlarımı silerken Önüme döndüğüm an bir bahçeye girdiğimizi fark ettim. Şaşkınlıkla adama baktığım sırada, adam gayet rahat bir şekilde arabadan inip benim kapıma doğru geldi. Kapıyı açıp aşağıya indiğim anda arkamızdaki arabalar da durmuş, içindeki adamlar aşağıya iniyordu.
Bunlar beni kovalayan o meymenetsiz ve arkasındaki adamlardı. Yutkunamadım o an. Bakışlarım şaşkınlıkla karşımdaki adama değerken onun alaycı gülümsemesi oluştu dudaklarında.
"Asıl kaçman gereken kişi bendim Ezgi. Ama sen benim kucağıma atladın resmen." diyerek başıyla malikaneyi işaret etti. Arsız bakışları yağmur suyuyla ıslanıp bedenime yapışmış olan üstüme değdi.
"Şimdi gir içeriye ve beni bekle." dedi. Adımlarım geri geri giderken başım iki yana sallanıyor, ıslanan saç tutamlarım boynuma bir urgan gibi dolanıyordu.
Geri giden ayaklarıma baktı. Hah dercesine tek gülüşlük bir nefes verdi burnundan. "Nereye gidersen git, kollarıma düşeceksin Ezgi. Beni tanımıyorsan, kendimi tanıtayım sana. Ben Çetin Durmaz. Soy adımdan da anladığın üzere, istediğimi almadan durmam! Kimsede alacağımı bırakmam!
Baban değersiz canını benim ellerimde vermiş olsaydı, şimdi bunları yaşamayacaktın. Ama artık çok geç. Borcu sen tahsil edeceksin." dedi. Sözleri bitince ağır adımlarla üstüme doğru yürüdü.
Öyle korktum ki yürümeyi bile unuttum. Titreyen bacaklarım beni taşıyamadığında yere düştüm. İçi boşaltılmış hayvanlar gibi hissederken beynim durmuştu artık.
Bakış açıma ilk giren siyah rugan ayakkabılar oldu, hemen ardından da iri bir el. O el çenemi öyle sert ve güçlüce tutup başımı kaldırdı ki, çenem koptu sandım.
Yağmaya devam eden yağmur damlaları yüzüme yağarken, tüm nefretim ve korkularımla baktığıma emindim ona.
Adının Çetin olduğunu öğrendiğim adam gözlerini gözlerime dikip; "Ya seve seve pavyona gidip ortalık orospusu olacaksın. Ya da altıma girip sikile sikile ödeyeceksin bu borcu!" dediği an tokat yemiş kadar oldum. Bu adam benden beni istiyordu resmen. Peki o zaman bana kalan ne olacaktı? Öyle ya da böyle... Hangi yolu seçersem seçeyim; Haram geceler çok da uzakta değil gibi duruyordu.