Pembaca tercinta, kami akan menggunakan izin cookie yang sesuai untuk memastikan situs web kami beroperasi dengan normal agar dapat memberi konten khusus yang lebih cocok untuk Anda dan juga memastikan Anda mendapatkan pengalaman membaca terbaik. Jika ada yang sesuai, Anda dapat mengubah izin Anda pada entri pengaturan Cookie di bawah ini.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Tambahkan Innovel ke halaman utama untuk menikmati novel terbaik.
Pembaca tercinta, kami akan menggunakan izin cookie yang sesuai untuk memastikan situs web kami beroperasi dengan normal agar dapat memberi konten khusus yang lebih cocok untuk Anda dan juga memastikan Anda mendapatkan pengalaman membaca terbaik. Jika ada yang sesuai, Anda dapat mengubah izin Anda pada entri pengaturan Cookie di bawah ini.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Pengaturan cookies anda
Pengaturan cookies ketatSelalu aktif
Seyisin Kızı
UMUR UNTUK MEMBACA 18+
Yazardanem
Romance
ABSTRAK
Rüzgara karşı koşanlar değil,
Rüzgarı arkasına alanlar kazanır.
"Hayır. Hayııır. Lütfen yapmayın Mahir bey. Ne olursunuz satmayın atımı" diye yalvarıyor "Bırakın beni" diye adamların kollarında hem çırpınıyor, hem bağırıyor, hem de ağlıyordu Toprak.
"Nereden senin atın oluyormuş? Söylesene, sen kimsin? Sen ver bana atın parasını satmayayım" diye sinirle söylendi Mahir bey.
İngiltere'den döndüğü gibi karşılaştığı bu manzara ile ne yapacağını bilemedi Emir. Ne olduğunu da anlamadı. Hemen kapıdaki adamlardan birini yanına çağırıp
"Neler oluyor burada?" diye sordu.
"Beyim hoş geldiniz. Atlardan birisi satılacakmış. Seyisin kızı satılmasını istemiyor. O ikisi arkadaş gibiler. Kızın annesi ölünce o ata sığındı. Ama babanız atı satacak. Kız ona ağlıyor" diye açıklama yaptı.
Emir babasının vicdansızlıklarına karşı alışkındı zaten ama bu kadarı fazlaydı. Kız ağlama nöbeti geçirmek üzereydi. At da neredeyse adamları ezecekti, gitmemek için direnmeye çalışıyor bağlı bulunduğu yuları çekiştiriyordu.
''Valizleri yukarı çıkarın'' deyip seri adımlarla olay yerine doğru ilerledi Emir.
''Baba ne oluyor burada?'' diye gürledi
''Oğlum hoş geldin. Neden haber vermedin geleceğini?''
''Keşke hoş bulsaydım baba. Bu ne hal böyle? Ne istiyorsun kızdan?''
''Yaşlandığı için atı satıyorum. Benim atımı satamazsın diyor. Nereden onun atı oluyorsa'' dedi kıza iğneleyici bakış atarak.
''Baba yapma. Kız ata çok bağlanmış göremiyor musun bunu?''
''Bağlanmasaydı banane. Ben ona ahıra girmeyi bile yasakladım. Bu at onun yüzünden kimseyi yanına yaklaştırmıyor. Bundan başka kimsenin sözünü dinlemiyor. Neden besliyorum ki o zaman ben bu atı? Satacağım'' dedi keskin bir ses tonuyla.
''Tamam o zaman atı ben alıyorum'' dedi Emir.
Bu esnada da Toprak yere düştü. Üzüntüden bayılmıştı kız. Hayattaki tek tutunduğu dalıydı Şahımat. Birlikte büyüdüler. Acılarını birlikte sardılar.
''Ne olur yapmayın. Onu benden almayın'' dedi kız en son gözleri kapanmadan önce.
Emir kıza çok üzüldü. Kalbi titredi. Hissettiklerini çok iyi anlıyordu zaten. Babası ona da yapmıştı bunu. Mahir Yamaner ise gür bir sesle gülmeye başladı. Oğluna doğru dönüp
''Sen bu at kaç para biliyor musun? Ne ile alacaksın onu. Benim paramla benim atımı mı alacaksın Emir efendi?'' dedi
Emir Toprak'ı yerden kaldırıp kenardaki sandalyeye oturttu. Babası kızının başında ağlıyordu.
''Ben Emir Yamaner. İngiltere'de bir çok yatırımı bulunan genç bir yatırımcıyım. Senin paralarınla sefa sürmedim ben orada. Kendimi geliştirdim. Şimdi kendisine teklifler gelen bir yatırımcıyım Mahir Yamaner. Karşında paranla ezebileceğin birisi yok artık.'' dedi babasının gözlerinin içine bakarak. Sonra adamlara doğru dönüp '' Atı ahıra götürün'' diye bağırdı.
Mahir Yamaner çalışanların önünde tartışmak istemediği için sustu. Ama oğluna bu yaptığının hesabını elbet soracaktı...