Innovel - ZİFİRİ (Mafya Serisi)
close button

Tambahkan Innovel ke halaman utama untuk menikmati novel terbaik.

ZİFİRİ (Mafya Serisi)
book-rating-imgUMUR UNTUK MEMBACA 18+
Hayalperest
Romance
ABSTRAK
“Eşyalarını topla. Bu gece bu evden gidiyorsun.” Anlamsız gözlerim abimi bulurken doğrulup ayağa kalktım. Kovulduğum için beni evden mi atıyordu? “Anlamadım.” Bu aralar olan hiçbir şeyi anlayamıyordum. Hayatımın çöküş dönemine geçiş yapmış olmalıydım. Gerçi ben hiç yükseliş görmemiştim ki. “Karan bey için çalışacaksın bundan sonra.” Karan bey? Demek adamın adı karandı. İsmin sahibine baktığımda duygusuzluğu bir kez daha kanımı dondurdu. “Ben anlamıyorum.” Dedim. Kendimi salak gibi hissediyordum ama gerçekten anlamıyordum. “Ben anlatayım garson kız.” Oturuşu oldukça rahat olmasına rağmen koltuğa iyice yayıldı. Bacaklarını aralayıp öne doğru eğildi. Ellerini birbirine kenetlemiş öylece bana bakıyordu. Delip geçen bakışları kalp atışımı hızlandırdı. Heyecandan değil, korkudan. “Babanla bir anlaşma yaptık. Bir milyon dolar karşılığında seni bana sattı.” ‘Sattı’ oldukça ağır bir kelimeyi bu denli rahat nasıl söyleyebilmişti. Ben mal değildim ki satılabileyim. Bir insan satın alınabilir miydi? Babama baktım. Hayatım boyunca yaptığı hiçbir şeye şaşırmamıştım ki buna da şaşırmadım. Para için kendini bile satabilecek adamdı. Beni neden satmasın. Beni asıl şaşırtan karşımda ki adamın hiçbir değeri olmayan bir kız için bir milyon dolar vermiş oluşuydu. Ben onun işine yaramayacak kadar basit, görünmez ve değersizdim. “İnanın bana ben o paraya değmem.” ilk kez cesurdu dilimden dökülenler. Belki de kaybedecek hiçbir şeyim olmadığından bu kadar fütursuzdum. “Kes sesini. Anlaşma yapıldı artık! Hayatın boyunca ilk kez işimize yaradın onu da mahvetme.” Babamın acımasız sözlerini es geçip karşımda ki zifiri gözlere bakmaya devam ettim. Ne o ayırıyordu bakışlarını benden, ne de ben. “Hiçbir yere gitmiyorum ben! Çok meraklıysanız siz gidebilirsiniz. Sonuçta parayı alacak olan da sizsiniz!” Abim yanıma gelip saçımdan çektiğin de geriye doğru sendeledim. Saçımı öyle bir tutmuştu ki kökleri acıdan hissizleşmişti. “Seni gebertirim! Şimdi eşyalarını toplayıp tıpış tıpış gideceksin.” Gözlerim acıdan dolarken yaşlarım akmasın diye dudağımı ısırıyordum. Karşımda ki adam ağır hareketlerle yerinden kalkıp yanımıza geldi. Abimin saçımı tutan elini kavrayıp ters çevirdiğinde abim inleyerek benden uzaklaştı. bileğini kurtarmaya çalışsa da karan denen adam o kadar sert tutuyordu ki oynatamıyordu bile. “Bir daha benim olana elini sürersen o eli keserim!” Sert çıkan ses tonu abimi korkutmuş olacak ki “anladım abi, bir daha dokunmam.” Dedi. Onu ilk kez birine itaat ederken görüyordum. Bileği serbest kalır kalmaz diğer eliyle ovuşturmaya başladı. Benim olana lafı kafamda dönüp duruyordu. Bir maldan bahseder gibiydi. Sanki eşyasına zarar verildiği için gözü dönmüş gibi. ...................................................... “Soyun.” Söylediğiyle kanım dondu. Kulaklarımın beni yanıltmasını istedim. “Ne?” Belki yanlış duymuştum. Belki düşündüğüm şeyi kastetmeye çalışmamıştı. “Soyun dedim garson kız.” Bu sefer sesi daha sert çıkmıştı. Ne yapacaktı? Beni onunla birlikte olmaya mı zorlayacaktı! Gözlerim doldu. Bu kadarını isteyemezdi. Buna hakkı yoktu! “Benim soymamı istemiyorsan kendin çıkar üzerini.” Parmak uçlarıma kadar titriyordum. Karşı gelirsem kardeşimi getirmezdi. Ona itaatsizlik etme gibi bir lüksüm yoktu. Titreyen ellerim gömleğime doğru ilerledi. Tek tek düğmelerini açarken gözlerimi kapattım. Keşke şuan ölseydim. Bunu yaşamaktansa ölmeyi yeğlerdim. Gömleğimi üzerimden çıkardığımda üzerimde sadece sütyen kalmıştı. “Eteğini de çıkar.” Gözlerine bakmıyordum. Bir adım ötemde olan adamdan ölesiye nefret ediyordum. Eteğin fermuarını açıp bacaklarımdan aşağı kaymasına izin verdim. “Çorabın.” Yutkundum. Ağzımın içine yayılan kan tadını alınca dudağımın iç kısmını ısırdığımı fark ettim. Siyah kilotlu çorabı çıkardım. Beyaz kilodum ve sütyenimle karşısındaydım. Şimdi onları da çıkarmamı isteyip bana sahip mi olacaktı? Bunu yaşadıktan sonra nasıl hayatta kalabilirdim ki. Adımlarını görebiliyordum. Bana doğru geliyordu. Kalbim kan pompalamaya son vermişti. Zangır zangır titremeye devam ediyordum. Soğuktan değildi ama, ruhumun çektiği acıdandı. Aramızda hiç mesafe kalmayınca durdu. Çenemi tutup havaya kaldırdı. Bakışlarım zifirileriyle buluşunca titrek bir nefes kaçtı dudaklarımdan. Elini çektiğinde gözlerini de çekti. Ama ben aynı noktaya bakmaya devam ettim.

Perpustakaan

Temukan

search

Saya